top of page

Zannetme, Farz Etme, Sor!

Oğlumla sömestr tatili oldukça keyifli, hareketli ve bol sohbetli geçti. Koçluk serisi bile çıkabilir sohbetlerimizden...


Bugün ailecek bir yerden arabayla dönerken, oğlumdan telefona bakmamasını rica ettim, telefona baktığını düşündüm o an. Aslında bakmıyormuş ve bana dönerek "telefon bende değil" dedi. Konunun orada kapandığını düşündüm ama kapanmadığını sonradan fark ettim.


Akşam uyku öncesi sohbetlerimiz bazen çok şaşırtıcı olabiliyor; genelde merakla bekliyorum. Hiç beklenmedik yorumlar, öneriler, şikayetler bir anda ağzından dökülüveriyor. Sohbet, davranışlarımıza geldi ve gayri ihtiyari sordum; benim sevdiği ve sevmediği davranışlarımı saymasını. Hemen saydı "çaba gösteriyorsun ve pes etmiyorsun anne." Benim için çok kıymetli bir andı. Peki ya sevmediğin dedim; "bazen inatçısın ve bugün telefon kullanmıyorken kullanıyorsun dedin, kullandığımı varsaydın" dedi. Neden sormadın ki diye de devam etti. Haklıydı ve verecek cevabım yoktu. "Haklısın, sormam gerekirdi ve varsayımda bulundum, hatalıyım, özür dilerim" dedim ve sohbet futbola kaydı birden:-) Elbette ben de kendisinin en sevdiğim özelliklerini paylaştım ve ne kadar birbirimize benzediğimizi de konuştuk.


Hepimizin hayatı, geçmişte yaşadıkları, aile bağları, değerleri farklı ve aynı duruma tepkimiz de doğal olarak farklı olabiliyor. Burada en sık yaptığımız hata, o anki durumu, sadece elimizdeki kısıtlı veri ile, geçmiş deneyimlerimize göre tahmin etmek. Soru sorup, gerçeği öğrenmek yerine, kolaya kaçıp "varsayımlarımızı da ekleyerek, çıkarımda bulunmak".


Bize günaydın demeyen bir iş arkadaşımızla ilgili, "hayırdır, iyi misin dalgınsın" diye sormak yerine "kesin bana küstü, geçen haftaki davranışımdan" diye varsayımda bulunmak. Ya da, işini zamanında yetiştiremeyen bir çalışanımıza, üstelik her zaman dakik olan ve zamana dikkat eden birisine, "neden yetişmedi" diye üst perdeden konuşmak yerine "sen hep zamanında bitirirdin, neydi işini aksatan, şu an hangi aşamada" diye sormak.


"Zannetme, farz etme, sor!" yaklaşımı, iletişimde varsayımlardan kaçınmayı ve doğrudan sorular sormayı vurgulayan bir iletişim stratejisidir; koçluk yaklaşımlarında "varsayım mı, gerçek mi" diye özellikle sorulan güçlü sorular arasında gelir. Bu yaklaşım, özellikle iş yerlerinde, kişisel ilişkilerde ve çatışma çözümü durumlarında etkili bir iletişim yöntemi olarak kullanılır. Temel amacı, yanlış anlamaları ve gereksiz varsayımları en aza indirgemek ve daha açık, doğrudan ve etkili bir iletişim kurmaktır.

  1. Zannetme: Bu adımda, bireylerin kendi başlarına çıkarımlar yapma veya diğer kişilerin düşüncelerini, hislerini veya niyetlerini kendi iç varsayımlarıyla yorumlama eğiliminden kaçınmaları önerilir. Bir durum hakkında varsayımda bulunmak yerine, daha fazla bilgi edinmek için soru sormak daha iyidir.

  2. Farz Etme: Farz etme, zannetmeye benzer şekilde, belirli bir durumun gerçekliğini veya diğer kişilerin düşüncelerini, hislerini önceden kabul etmeyi içerir. "Farz etme" uyarısı, insanları, bir durumu ya da bir kişinin muhtemel tepkilerini önceden kabullenmekten kaçınmaya ve yerine gerçek verilere dayanarak hareket etmeye teşvik eder.

  3. Sor!: Bu yaklaşımın son ve en önemli aşaması, herhangi bir varsayım yapmak yerine doğrudan sorular sormaktır. Soru sormak, diğer kişinin perspektifini, düşüncelerini ve hislerini doğrudan onlardan öğrenmenin en doğrudan yoludur. Bu, hem bireysel ilişkilerde hem de profesyonel ortamlarda açık ve sağlıklı iletişimi teşvik eder.


Kararlarımızın büyük kısmını anlık, düşünmeden verdiğimiz için, bu yöntemi hayatımıza dahil etmek için biraz çaba sarf etmek ve korteksimizi çalıştırmak gerek. Merak edenler için eski yazıma tıklayarak beynimizin fabrika ayarlarını okuyabilirsiniz.


O kadar çok şeyi varsaydığımız ise, ancak yaşarken sorguladıkça fark edeceğiz. "Varsayım mı, gerçek mi?" sorusu bize yardımcı olacak. O an elimizde yeterli bilgi olmadığını ve kendi değerlerimizin devreye girip boşlukları doldurduğunu fark edeceğiz ve o an bir çok konu gözümüze farklı gözükecek;

  • İşe mutsuz gelen bir arkadaşımızın çocuğunun hasta olduğunu öğreneceğiz

  • Eve kızgın gelen evladımızın okulda arkadaşıyla tartıştığını öğreneceğiz.

  • Toplantıda bize söz vermeyen arkadaşımızın, acelesi olduğunu ve toplantı sonrası doktora gideceğini öğreneceğiz.

Fark edeceğiz ki, aslında, olaylar "bizimle ilgili değil"; karşımızdaki insanın yaşadıkları ve hepsini bilemeyeceğimiz gerçekleri ile ilgili.


Görseli chatgpt DALL-E ile çizdim. Ben yazdım, o çizdi:-) Sanırım bu işi sevdim. Google, pixabay, pixel ve canva'da buzdağı/iceberg aradım ama hiçbiri içime sinmedi ve en iyisi kendim tasarlayayım dedim ve chatgpt'den yardım istedim... Sanırım yapabileceklerimizin sınırı giderek daha da sonsuz oluyor.


Yaratıcılık dolu bir Pazar olsun.

Ve sömestr bittiği için, annelere selam olsun.



37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page