top of page

Kelimelerin Gücü Adı Adına... Kelimelerini Dikkatli Seç, Hayatını Dönüştür...

Sipariş ettiğimiz "isim-şehir-hayvan" kelime oyununu, oğlum ve eşim salonda ilk defa oynarken; ben de"Akıl,Zeka,Düşünce,Arzu, Tepki, Sorumluluk, Mükemmel ve Motivasyon" 8 kelime üzerine sevgili Sinan Canan'ın keyifli bir seminerini dinliyorum...


Kelime oyunu oynanırken; kelimelerin sihrini anlamaya ve keşfetmeye gayretmek... Hayat tesadüfleri sever...


Akıl (1); bağlamak, sınırlandırmak gibi gelse de; hiç ilgisi olmayan iki kelimeyi, bir nesnede birbirine bağlamak da akıl. "Reasoning" neden-sonuç şeklinde bir zincir gibi, tek yönlü bağlama. Ama "akıl" daki bağlamanın yönü yok, sınırı yok. Akletmek ise, fikrini değiştirmek demek oluyor. Akıl verdiğinizde, bir bağlantı seti sunuyorsunuz; aslında bilgi vermek değil.


Zeka (2), sorun çözme becerisi. Yönü, "akıl" belirliyor. Her sistemin bir problem çözme becerisi var. Cansız sistemlerde bile sorun çözme becerisi var. Yapay zeka da bunun örneklerinden gösterilebilir. İnsan aklı ne öğretirse, yapay zeka ona göre çözüm sunuyor. Zeka, olayları parçalara ayırıp; çözüyor. Akıl ile bağlayıcı bir özellikle zekadan farklılaşıyor. Zeka parçalayıcı olduğu için, sorularımızla sınırlı bir gerçeklik sunuyor. Büyük resmi göremiyoruz sadece zeka ile. Bilim, zekanın bir ürünüdür; parçaları anlamamıza ışık tutar.Zeka ve akıl birlikte çalışınca, açamayacağı yol yok; fayda da olabilir, zarar da verebilir. İnsan zekası sayısız ürünü olan zengin bir mağaza gibi; sosyal zeka, sezgisel zeka gibi birçok zeka tanımlanabilir. Zekamız, isviçre çakısı gibi; yaşama ortamımız, şartlarımız ve doğuştan gelen genetik yapımız bunu geliştiriyor.


Düşünce (3), teşekkürler, zihinde hoş hisler veren duruma teşekkür &şükür deniyor. Zihinde oluşturma anlamına geliyor. Geçmiş yaşandı bitti ama hatıralarla bir kısmı kayıt altında. Gelecek ise hiç yaşanmadı, sayısız gelecek simulasyonu oluşturabiliriz. Düşünmek ise bu sayısız simulasyonun zihnimizde gezinmesi, düşlerimiz ve gerçekliğimizi etkileyebilir. Günde 70 bin civarı düşünce ürettiğimiz söyleniyor. Hayallerimiz, geleceğe ait düşüncelerimiz, ne mutlu bize. Geleceğimizi yaratma gücü elimizde. Düşüncelerimizi, aklımızı kullandıkça değiştirebiliriz. Tekrarlı davranışlarımız da geleceğimizi ve kaderimizi değiştirir. "Dur, düşün, fark et".


Arzu (4), yaşamın temeli, herkesin her şeyin bir arzusu var. Bir şeye sahip olma, bir şeyi gerçekleştirme isteğidir. Nehirlerin, denizlere ulaşma arzusu gibi. Arzularımızın ucu bucağı yok. Her şeyin verildiğini düşünsek bile, yeniden isteyecek bir şey bulabiliriz. Arzular, kişisel hedefler, tutkular veya ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenebilir ve insanları motive eden önemli güçlerden biridir.Peki arzularımızı nasıl kontrol ederiz? Şu anki dünyada sürekli tüketim; arzu-tatmin döngüsündeyiz. Arzularının tümünün peşinden giderse insan, maalesef kendini tüketir. Her arzumuz tatmin edilemez.


Tepki (5): irade ve bilincimizi kullanabildiğimiz için yaptıklarımızdan sorumluyuz. Durabilme becerimiz var; durup düşünebiliriz. Ancak durup anlayabiliriz ve ancak o zaman kararlarımızda daha doğru tepkilerle ilerleyebiliriz.


Sorumluluk (6), cevap verebilme yeteneğimiz. Soru sorulduğu zaman cevap verebilendir. İnsan nelerden sorumludur? İnsan algı alanına giren her şeyden sorumlu tek canlıdır. Hayallerimizden de var olandan da var olmayan da sorumluyuz. Ancak hepsi etkimiz dahilinde mi? Önce bedenimizden, zihnimizden, evimizden, ailemizden sorumluyuz.


Mükemmel (7), gelişme kelimesinden gelir ve gelişecek yeri kalmayan demektir. Mükemmel, artık gelişemez. Bu evrende bu mükemmel bir şey bulamazsınız. Çünkü her şey dönüşür, değişir. Mükemmelin çok uzağındayız, ancak bu sayede gelişiyoruz.


Motivasyon (8); yaptığınız şeye "neden" veren; azim. İnsan olarak hepimizin ilgisi, bir çok alanda kolayca çekiyor ama birine odaklanmıyoruz. İlgimizi çekmesi yetmiyor; üstüne bazen heyecanlanıyoruz. Engellerle karşılaşınca bunu aşmanın yolunu aramaya da motivasyon diyoruz.


Kelimelerimizi seçerken, kelimelerin gücünü hatırlamakta fayda var. Ağzımızdan çıkan, kağıda dökülen bir kelimenin etkisinin nelere yol açabileceğini öngörmek ve özenle kullanmak sanırım hayatımıza farklı bir pencereden bakmamızı sağlayacak. Sevdiğim birkaç özlü sözle kelimelerin gücünü taçlandırayım:


  • Söz ağızdan çıktı mı sahibi köledir.

  • Dilin kemiği yoktur ama kemiği kırar.

  • "Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz." (Mevlana)

  • "Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı."  (Yunus Emre)


18 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page